Geçenlerde dostlarla Kalamış Koyu'ndaki güzel bir restoranda yemek yiyorduk.
Yandaki masaya bir çift geldi ve oturdu. Hemen cep telefonlarını karşılıklı karıştırmaya başladılar. Garson geldi. Başlarını telefondan ayırıp yanıt bile vermediler. Haliyle garson geriye dönmek zorunda kaldı.
Aradan kısa bir süre sonra adamın telefonu çaldı. “Alo” dedikten sonra yüksek sesle ve heyecanla konuşmaya başladı. Belli ki bir iş adamıydı. Kadın ise hiç istifini bozmadı, ekranı okumaya devam etti.
Neden sonra adam, hiddetle telefonu kapattı ve yine yüksek sesle karşısında oturan kadına durum değerlendirmesi yaptı. Kulak misafiri olmamak imkansızdı.
Garson geldi ve siparişleri nihayet aldı.
Restoranlarda bu gibi densizliklere sık sık rastlanıyor. Maalesef alıştırdılar da. Özellikle masada karşılıklı bakışıp konuşacaklarına ikisinin de başlarını öne eğip hararetle cep telefonlarını karıştırmaları, mesaj yazmaları kaba bir görünüm veriyor.
Bu kötü alışkanlık artık dünyanın her yerinde yaşanıyor. Michelin yıldızlı gurme restoranların sahipleri, cep telefonu furyasının önüne geçmek için çareler arıyorlar.
Kimi restoranlar, rezervasyon sırasında müşteriyi mekanda telefonla konuşmanın yasak olduğu ve gerekirse girişte telefona el konulabileceği konusunda uyarıyor. Çoğu müşteri bunu duyunca rezervasyondan vazgeçiyor.
Bazı lüks restoranlar, cep telefonlarını kutuya kilitleyip müşteri masasına bırakıyor. Anahtar ise sadece şef garsonda bulunuyor. Ancak bunu müşteriyi aşağılama olarak kabul edenler, çekip gidiyor.
İtalyan restoran sahipleri uyanıktır. Müşteriyi hoş tutarken, istekleri yerine getirilirse onları ödüllendirmeyi severler.
Örneğin, Romeo ve Jülyet'in kenti Verona'daki Al Condominio restoranında, müşterilerin girişte cep telefonlarını kendilerine teslim etmeleri halinde kaliteli bir kırmızı şarap şişesini törenle masada açıyorlar. Bu fikir ciddi bir biçimde benimseniyor.
Amerika'da bazı restoranlar cep telefonu kullanımını sigara yasağıyla eş değerde tutuyorlar.
Kısacası, “Sigara içilmez” uygulaması artık “cep telefonu kullanılmaz” uygulamasına da kayıyor.
Bazı restoranlarda cep telefonuyla çekilen fotoğraflar, personel tarafından yapılan uyarıyla sildiriliyor ve mekan içinde görüntü almanın suç olduğu hatırlatılıyor.
Geçenlerde etkin Amerikan Wall Street Journal, konu ile ilgili bir anket ve yorum kaleme aldı ve ortaya geçerli bir fikir attı.
IH&RA'nın (Uluslararası Otel ve Restoranlar Birliği) bu soruna el atması ve kökten geçerli bir çözümün uygulanmasına ön ayak olması için şunu önerdi:
Müşterilerin restoranlara girmesiyle birlikte cep telefonlarını, tıpkı uçaklarda olduğu gibi, sessiz kalmaları için uçak moduna almaları.
Fena bir fikir değil. Zaten önemli toplantılarda ve sanat gösterilerinde kimi zaman uyarıyla, kimi zaman da kendiliğinden telefonlarımızı sessize alabiliyoruz. O zaman restoranlarda da bu yöntemi, yani uçak moduna almayı uygulayarak cep telefonlarımıza bir süre için rahat bir nefes aldırabiliriz.
Devir hızla değişiyor. Hayatımızı değiştiren teknoloji, ister istemez görgü kurallarımızı da yeniden şekillendiriyor. Belki de gelecekte cep telefonları için yasak koymaya, insanları uyarmaya gerek kalmayacak.
Uçak modu fikrini yalnızca restoranlarda telefon kullanımını sınırlayan bir yasak olarak görmemek gerekir. Asıl mesele, değişen hayatımızla birlikte yeni görgü kurallarının da oluşmaya başlamasıdır.
Nasıl ki sinemaya girdiğimizde telefonumuzu sessize almayı, bir toplantıda telefonla ilgilenmemeyi veya bir cenazede telefon kullanmamayı zaman içinde öğrendiysek, restoranlarda da benzer bir anlayışın yerleşmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Belki de önümüzdeki dönemde restorana girerken telefonu uçak moduna almak, kimsenin ayrıca uyarmasına gerek kalmadan yapılan doğal bir davranış haline gelecek. Tıpkı bir kapıdan girerken selam vermek, sofrada karşımızdakini beklemek veya başkalarını rahatsız edecek şekilde yüksek sesle konuşmamak gibi, bunun da bir görgü kuralı olduğunu kabul edeceğiz.
Çünkü burada amaç telefonu hayatımızdan çıkarmak değil. Sadece belli bir süre için telefonla aramıza mesafe koyup, yanımızdaki insana ve bulunduğumuz ortama öncelik vermek.
Teknoloji hayatımıza girdikçe yalnızca alışkanlıklarımız değil, görgü kurallarımız da değişiyor. Bugün son derece normal karşıladığımız bazı davranışlar, yarının toplumunda kaba veya ayıp kabul edilebilir. Buna karşılık bugün yadırgadığımız bazı yeni davranışlar da zamanla hayatın doğal bir parçası haline gelebilir.
Bu nedenle restoranlarda telefonu uçak moduna alma önerisi, bana göre bugünün bir yasağından çok, yarının görgü kuralının habercisi gibi duruyor.
Belki birkaç yıl sonra restorana oturduğumuzda telefonumuzu uçak moduna almak hiç konuşulmadan, hiç uyarılmadan yapılacak. Çünkü herkes bunun ne anlama geldiğini bilecek:
“Ben şu anda buradayım. Karşımda oturan insanla birlikteyim ve bu zamanı ona ayırdım.”
Bence en mantıklısı bu!
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Su İçmeyi Unutanların Küçük Dramı | 0 | 8.62 | 08-10-2026 |
| 2 | Kış seyahat fikirleri: Kışın nerelere seyahat edilir? | 0 | 8.31 | 13-10-2026 |
| 3 | Bunlar normal mi? (2) | 0 | 19.09 | 23-07-2026 |
| 4 | Hayatın Koşturmacasında Kendimize Ne Zaman Sıra Gelecek? | 0 | 8.52 | 10-10-2026 |
| 5 | Her Şeyi Erteleyerek Nereye Varıyoruz? | 0 | 7.66 | 14-10-2026 |
| 6 | На Камчатке заработали рестораны и кафе | 0 | 0 | 12-08-2020 |
| 7 | Kemal Kılıçdaroğlu yandaşları eliyle de mi dibe çekiliyor? | 0 | 9.37 | 28-07-2026 |
| 8 | INSÄNDARE: GD glömde lunchrestauranger | 0 | 6.94 | 21-09-2026 |
| 9 | RECENSION: Under en kväll har restaurangen Nästgårds i Lit livet på menyn | 0 | 8.92 | 25-09-2025 |